Tüm Babalarımızın "Babalar Günü"nü Kutlar, Ellerinden Öperiz.
Yıl Sonu Pikniğimiz Çok Eğlenceli Geçti.
Batuhan Arkadaşımızın Başarıları Devam Ediyor
Değerli Arkadaşlarımızı Kıbrıs'ta Yapılacak Olan 3.Uluslararası Çocuk ve Çevre Festivaline Uğurladık.
"Ufaklık" adlı oyunumuzu 27.05.2010 tarihinde büyük bir heyecanla değerli velilerimize sunduk.
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'mızı Coşkuyla Kutladık.
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Kutlu Olsun.
BANDIRMA VAPURU O GELİYOR
Yıl 1919 Mayısın on dokuzu Ufukta duran gemi gitgide yaklaşıyor. Sanki harlı bir ateş Yakıyor ruhumuzu. Beklemek üzüntüsü her gönülde taşıyor. Üzülmemek elde mi; Hız yüklü, inan yüklü, umut yüklü bu gemi O umut yayıldıkça ruhlara sıcak sıcak, O hız, doldukça damarlara kan gibi, Gizli gizli inleyen her yürek canlanacak, Ateş püskürecek uyuyan volkan gibi; Gittikçe büyükleşen Gölgene dikilmekten Karardı gözlerimiz. Koş, atıl gemi, sana engel olmasın deniz! Ak saçlı dalgaları birer birer kes de gel; Kuşlar gibi uç da gel, rüzgar gibi es de gel.
Tüm annelerimizin "Anneler Günü"nü kutlar, değerli ellerinden öperiz.
Değerli Arkadaşımız Tahsin'in, Hacettepe Üniversitesi Seramik Bölümü Öğretim Görevlisi Olan Annesi Candan Öğretmen ve Öğrencilerinin Önderliğinde Yaptığımız Seramik Çalışmalarımız Çok Zevkli Geçti. Kendisine Çok Teşekkür Ediyoruz.
Türkiye Tenis Federasyonu 23 Nisan Kupası 9 Yaş Erkekler Birincisi Batuhan ER arkadaşımızı kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz. Bayram haftamızda bu sevinci yaşattığı için kendisine teşekkür ediyoruz.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mızı coşkuyla kutladık.
ÇOK DEĞERLİ VARLIKLARIMIZ, GELECEĞİMİZ OLAN TÜM ÇOCUKLARIMIZIN "23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI"NI KUTLUYORUZ!
23 NİSAN GÜNÜ
Bayram yapar çocuklar, 23 Nisan günü Büyük bir sevinç kaplar, Bütün yurdun üstünü
Bin dokuz yüz yirmide Duyuldu halkın sesi Açıldı bu tarihte Büyük Millet Meclisi
Bugün edildi ilan Yeni bir Türk devleti Bundan, 23 Nisan Sevindirir milleti
Değerli velilerimizi "Aile Semineri"ne bekliyoruz. Katılımın yüksek olacağına inanıyoruz.
3-A Sınıfı olarak 2010 yılının herkese sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini dileriz...
ATATÜRK'ÜN ANKARA'YA GELİŞİ (27 ARALIK 1919)
Birinci Dünya Savaşı sonunda yurdumuz yenilmiş sayıldı. Düşmanlar dört bir yandan vatanımıza saldırdılar. Sevr Antlaşmasına göre yurdumuzun düşmanlar tarafından bölünmesi kararlaştırıldı. Urfa, Antep, Maraş, Adana, Antalya ve Osmanlı Devleti’nin merkezi İstanbul işgal edildi. Yunanlılar 15 Mayıs 1919’da İzmir’e girdiler. Yurdumuzu bu durumdan kurtarmak ve halkla el ele vermek için, Atatürk 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. Halk tarafından büyük bir coşkuyla karşılanan Atatürk, 12 Haziran 1919’da Amasya’ya geldi. Burada alınan kararlar 22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesi olarak yayınlandı. Daha sonra Erzurum’a geçen Atatürk, 23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresini, 4 Eylül 1919’da da Sivas Kongresini topladı. Bu kongrelerde milli iradeye dayalı hükümet kurulması ilk hedef olarak belirlendi. Tüm illere telgraflar çekilerek halkın kendi adına karar verecek temsilcileri seçmesi istendi. Seçilen temsilcilerin toplanacağı bir yer gerekliydi. Ankaralılar Atatürk’ü ve temsil heyetine seçilenleri Ankara’ya davet ettiler. Atatürk Kurtuluş Savaşı’nın en iyi Ankara’dan yönetileceği inancındaydı. Yurdumuzun tam ortasında ve cephelere de eşit uzaklıktaydı. Tüm illerde haberleşme ve ulaşım olanağı yoktu. Bu düşüncelerle Atatürk ve temsil heyetinin üyeleri 27 Aralık 1919’da saat 14.00’de Dikmen sırtlarından Ankara’ya geldi. Ankara ve çevresinin tüm halkı, Atatürk’ü ve temsil heyeti üyelerini büyük sevgi ve sevinç gösterileri ile karşıladılar.davullar çalındı, oyunlar oynandı, seğmenler gösteriler yaptı. Bu karşılama Ata’yı çok duygulandırmış, tüm karşılayanlara teşekkür ederek içinde bulunduğumuz durumu, bundan nasıl kurtulacağımızı belirten bir konuşma yapmıştı. Atatürk’ün Ankara’ya gelişi, Kurtuluş Savaşı dönemindeki en önemli olaylardan biridir. Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşu Türk ordusunun kurulup hazırlanması çalışmaları Ankara’da yapıldı. Ankara milli mücadelenin merkezi haline geldi. Kısaca Ankara o günlerde başkentlik görevini üstlenmiş oluyordu. Her 27 Aralık günü Ankaralılar için bayram gibidir. At sırtındaki seğmenler gösteriler yaparlar. Şehir baştan başa bayraklarla süslenir. Atatürk koşusu yapılır. Okullarda törenler yapılır. Şehirde çeşitli şenlikler yapan halk bu mutlu günü sevgi ve coşku ile kutlar.
Değerli öğrencilerimiz "Okulumuzu nasıl temiz tutabiliriz?" sorusuyla yola çıkarak hazırladıkları afişlerin etkili olacağını düşündüler...
24 Kasım 2009 Öğretmenler Gününü çok güzel etkinliklerle kutladık. "Öğretmenler Koromuz" çok beğenildi. Tüm öğretmenlerimize sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.
Biz 3/A Sınıfı
Tüm Öğretmenlerimizin "Öğretmenler Günü"nü en içten sevgilerimizle kutluyoruz..
SANATKAR
Al, işte boyalarım Bir resim yap bana, Kâğıdı kocaman olsun... Bir manzara çiz Anadolu'dan Şöyle güzel bir manzara Seyrine doyum olmasın... Dünyamı karartan Kara bulutları çizme sakın! Önce, güneşi yap En üst köşeye; Aydınlatıcı olsun, Sıcaklık versin gönüllere... Ön plânda Bir çoban görünsün; Yaslamış sırtını Ulu bir çınar ağacına. Kavalını da ver eline Yanık yanık çalsın Bizim türkülerden... Çıngıraklı Kınalı koyunları, Kuzuları da yap tabi. Gönüllerde sevgiyi yeşerten Çimenleri de boya. Sümbülleri, nergisleri de çiz Körpe çocuklar misali... Bir dere aksın yan taraftan Beyaz köpüklü, Suları serinletici olsun Yeşertsin tohumları... Sonra; Uzaklarda görünen Bir köy olsun, Bizim köyümüz. Evleri görünsün; kerpiçten. Okulunu da çiz; Bacası ak tüten... Ve, Bir yol çiz Arkadaki dağların ta yücesine Aydınlık olsun... Eline sağlık öğretmenim, Ne kadar da güzel oldu!.. Olmasaydı bu çizgiler, Boş kâğıt neye yarardı!.. Ya ben; Ya bendeki çizgilerin öğretmenim; Bilginin, Gerçeğin, Sevginin Solmayacak çizgileri. Ya onlar olmasaydı, Ben; manzarasız Boş resim kâğıdı gibi Bir hiç olurdum... Devam et öğretmenim: Tükenmesin hiç kalemin, Tükenmesin nefesin. Gönlümün ta derinliklerinde Yücelerden yücesin... Bir kâğıda, Bir kendime bakıyorum. Başkalarını bilmem ama, Dünyanın en büyük sanatkârı İnan sensin...
10-16 KASIM ATATÜRK HAFTASI
GURUR VE ÖZLEMLE ANIYORUZ!
Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur.
Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben, milletimin ve büyük ecdadımın en kıymetli mirasından olan bağımsızlık aşkı ile yaratılmış bir adamım! Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından tanıyanlarca bu aşkım bilinir. Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın yerleşmesi ve yaşaması, mutlaka o milletin hürriyet ve bağımsızlığına sahip olmasına bağlıdır. Ben şahsen, bu saydığım özelliklere çok ehemmiyet veririm ve bu özelliklerin kendimde varlığını iddia edebilmek için milletimin de aynı özellikleri taşımasını şart ve esas bilirim. Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evlâdı kalmalıyım! Bu sebeple millî bağımsızlık, bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri gerektirdiği takdirde insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet gereğinden olan dostluk ve siyaset münasebetlerini, büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin de bu arzusundan vazgeçinceye kadar amansız düşmanıyım!
ATATÜRK'Ü DUYMAK
Ulu rüzgâr esmedikçe Yaşamak uyumak gibi. Kişi ne zaman dinç; Dalgalanırsa bayrak bayrak gibi.
Ne var şu dünyada ekmekten daha aziz? Sürdüğün tarlalara sevginle serpildik. Ekmek olmak için önce Buğday olmak gibi.
Silinir sözcüklerden sen hatıra geldikçe Cılız sözler: Uzanmak, yorulmak, durmak gibi. Kuvvettir yaptıkların her yeni yetişene Her ışık-kaynak gibi.
En yakınlar zamanla yüzyıllarca uzak gibi, Bir sen varsın kalacak, bir sen ölümsüz, Daha da yakınsın, daha da sıcak Bıraktığın toprak gibi.
Kaç Türk var şu dünyada, bir o kadar susuz, Hepsinin gönlünde sen, bir pınar bulmak gibi, Ancak senin havanda sağlıklar esenlikler: Olmaya devlet cihanda Atatürk'ü duymak gibi.
Behçet NECATİGİL
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'mızın 86. Yıl Dönümünü Kutladık.
"CUMHURİYET BAYRAMI" MIZIN 86.YILI
HEPİMİZE KUTLU OLSUN!
ATATÜRK KALBİMİZDE,
YÜRÜRÜZ HERGÜN BİZ DE
O'NUN ÇİZDİĞİ İZDE,
YAŞASIN CUMHURİYET!...
Yeni performans görevleri için DUYURULAR veya ÖDEV bölümüne bakabilirsiniz.
İYİ DİNLEMELER..............
Üç varlık var varlıkların içinde, Biri karanlığa doğan güneştir. Okul ile çocuk, birde öğretmen. Birinin değeri altınla eştir. Her üçü de güzel aynı biçimde, Biri temellere atılan taştır. Okul ile çocuk, birde öğretmen. Okul ile çocuk, birde öğretmen. Enver Gürkan
HAYATA BAKIŞ
Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuş. Kadın kocasına "Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor." demiş. Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş. Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş. Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış "Bak" demiş kocasına "Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ?" "Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim." diye cevap vermiş kocası.
Hayatta da böyle değil midir ? Başkalarını izlerken gördüklerimiz, baktığımız pencerenin ne kadar temiz olduğuna bağlıdır. Birini eleştirmeden ve hemen yargılamaya başlamadan önce zihin durumumuza bakmak ve "iyi" olanı görmeye hazır olup olmadığımızı farketmek güzel bir fikir olabilir...